Başkanın Mesajı – Mart 2014

Demokrasi kültürümüz ve yerel yönetimler

Yerel yönetimlerin ürettiği hizmetler  halkın yaşam kalitesinin yükseltilmesi için oldukça önemlidir.

Demokrasi ve demokratikleşmenin vazgeçilmez öğesi olan yerel yönetimler, yöre halkının ortak ihtiyaçlarını karşılamak üzere kamu hizmeti sağlayan, halkın bizzat seçtiği organlarca yönetilen toplumsal ve siyasal kurumlardır. Yerinden yönetimin simgesi olarak da bilinen yerel yönetimler, özerk ve mali bağımsızlığa ve kamu tüzel kişiliğine sahip demokratik kuruluşlardır. Bu nedenle halka en yakın ve halkın en kolay ulaşabileceği birim olan kamu yönetiminin yerel örgütlenmesini oluşturan belediyelerin, sosyal sorunlara ilk elden ulaşma imkanı sağladığını da ifade edebiliriz.

Demokrasi ile yerel yönetimler arasında pek çok ilişki kurulabilir. Her şeyden önce, halkın seçimle işbaşına getirdiği yönetim birimi olmaları, yerel yönetimlerin demokratik karakterleri açısından önem arz etmektedir. Öte yandan halka en yakın yönetim birimi olmaları, bu kurumları yerel halkın katılımına elverişli yerler haline de getirmektedir.

Halkın belediyelerden beklediği öncelikli ve ağırlıklı görev kendilerine verilecek hizmettir. Konuya bu açıdan baktığımızda belediyelerin ürettiği hizmetler, yerel halkın yaşam kalitesini artırmak için oldukça önemlidir. Günümüzde belediyelerin sadece hizmet kurumları olarak değil, hemşehrileri ile kurdukları ilişkilerden meclislerini işletme yöntemlerine kadar demokratik usullere göre çalışmaları beklenmektedir. Halk ve sivil toplumun katılımcı olmadığı, her karar ve uygulamanın belediye başkanının tasarrufunda olduğu bir kurumun demokratik olduğunu söyleyemeyiz. Bu yönden bakıldığında kendini yenileyememiş, değişime kapalı, baskıcı, merkeziyetçi, otoriter nitelikteki siyasal ve toplumsal örgütlenme modellerinin yerini yavaş yavaş güçlü ve demokratik yerel yönetim modellerine bıraktığını söyleyebiliriz. Söz konusu değerler neticesinde “yerel demokrasi” ve “demokratik yerel yönetim” kavramlarının her geçen gün daha fazla gündeme geldiğini de gözlemliyoruz.

Bilindiği gibi yönetim, her şeyden önce bir yaşama kültürünün ürünüdür. Olmayan bir geleneğin oluşturulması da elbette uzun yıllar sürecek bir çaba gerektirir. Kuşkusuz ülkemizde yerel yönetim ve demokrasi kültürümüz son yıllarda çıkarılan yasa ve diğer çalışmalarla önemli bir noktaya gelmiştir.

Ancak Tanzimat’tan itibaren ve Cumhuriyet tarihi boyunca genel olarak kamu yönetiminde ve özel olarak da yerel yönetimlerde sayısız reformlar yapılmış olmasına rağmen belediyelerimizin ne kadar kaynağa ve yetkiye sahip olması gerektiği; sayılarının çoğaltılmasının mı, azaltılmasının mı daha işlevsel olacağı önemli tartışma konuları arasında yer almaktadır.

Partilerimizin demokrasi tanımı, temel ilkeleri de kapsayacak biçimde farklılaşabildiğinden yerel yönetimle ilgili olarak en fazla kaynak ve yetki aktarımı söz konusu edilmektedir. Bizim yerel yönetim kültürümüz hizmet üretilmesi, toplumsal kalkınmaya katkı sağlanması, demokrasi kültürünün yaygınlaşması ve gelişmesi için kurgulanmalıdır.

Küreselleşme dünyayı bir köy haline getirirken, yine amaçları doğrultusunda yerel alanda da yurttaşı güçlendirme çabalarını yoğunlaştıran bir süreç başlatmıştır.

Yerel alanın, kültürün ve demokrasinin önemini her zaman koruyacağını belirterek, 30 Mart seçimlerinde adaylarımızın süreci olgunlukla tamamlamalarını diliyorum.
 
Saygılarımla.
 
Nevzat PAKDİL
Kahramanmaraş Milletvekili
Türk Parlamenterler Birliği Genel Başkanı