Başkanın Mesajı – Haziran 2014

Huzur ve barış ortamı

Nevzat PAKDİL

Demokrasi toplumun her katında bir anlaşma ve uzlaşmayı gerekli kılmaktadır. Sağlıklı bir demokrasi, vatandaşların sadece siyasal mücadelelerinin şartlarını belirleyen bir anayasaya değil, bireylerin girişimlerini de çerçeveleyen kanunlara saygılı oldukları demokrasidir.
Demokrasi kavramı eşitlik ve adalet ile yakından ilişkilidir. Demokratik yönetimlerde söz sahibi ne bir kişi, ne bir zümre, ne de bir grup insandır. Tüm halkın yönetimde söz sahibi olması gerektiğini söyleyen demokrasi ve cumhuriyet aynı temele oturduklarından aynı zamanda birbirinin tamamlayıcısıdır.  Bu nedenledir ki cumhuriyetçi yönetim şekillerinde demokratik anlayış hakimdir. Halkı temsilen devleti idare edecek olan kişiler halk tarafından, halkın içinden seçilir.

Hiç şüphesiz eşitlik, demokrasinin temel kavramlarından biridir. Yaşadığımız çağda pek çok yerde demokrasi örnekleri görülebilir. Sınıflarda herkesin eşit değere sahip oy kullanarak sınıf başkanı seçmesi, lise öğrencilerinin ayrım olmaksızın aynı üniversite sınavına giriyor olması buna örnek olarak verilebilir. Medeni Kanunumuzun da demokrasi adına çıkarılan bir kanun olduğunu belirtmeliyiz.

Eşitsizlik ve adaletsizliğin olduğu yerde huzursuzluk ve sorunların olacağını ifade etmek isterim. Demokrasinin olduğu yerde huzurlu ve sorunsuz bir toplum olduğu gibi halkın refah düzeyinin artırılması da demokrasinin yegane amacıdır.

Sözlük anlamına baktığımızda demokrasinin bir rejim değil, yönetme biçimi olduğunu görür, çoğunlukla “halkın egemenliği” olarak tanımlayanlara rastlarız. En temel ve özet tanımı ile demokrasi, “çoğunluğun iktidarı, azınlığın haklarının korunması”dır.

Temsilî demokrasi ve katılımcı demokrasi olarak iki grupta değerlendirilen demokrasilerde uzlaşma önemlidir. Seçme ve seçilme hakkı, ifade özgürlüğü, azınlığın haklarının korunması demokrasinin temel ilkelerindendir. Demokrasi toplumun her katında bir anlaşma ve uzlaşmayı gerekli kılmaktadır. Sağlıklı bir demokrasi, vatandaşların sadece siyasal mücadelelerinin şartlarını belirleyen bir anayasaya değil, bireylerin girişimlerini de çerçeveleyen kanunlara saygılı oldukları demokrasidir.

Yazılı olmayan ve hukuktan doğmayan uzlaşma kültürü ile uzlaşma yöntemi iyi kullanılabilirse değer kazanır. Bir toplumun ekonomisi ne kadar gelişmiş olursa olsun eğer siyasiler uzlaşmazlığı yeğlerlerse siyasal mücadelenin hukuki düzenleme yoluyla yürütülmesi bir anlam ifade etmeyebilir. Eğer siyaset adamları bir ortak eylemde anlaşmayıp kendi görüşlerinin doğru olduğunda direnirlerse, şartlar ne kadar elverişli olursa olsun rejimin işleyişi zorlaşır.

Fertlerin birbiriyle çelişen ayrı menfaatleri olacağından çelişkiler ve çatışmalar demokratik rejimde doğal görülmektedir. Demokrasi hoşgörüyü beraberinde taşır. Çoğulcu ve bireyci siyasal ortamda doğal görünen çatışmalara ve çelişkilere rağmen sistemin işleyebilmesi beraber yaşama iradesine, menfaatler kavgasını barışçı yollarla hukuk düzeni içinde yürütme ve en nihayet uzlaşma yeteneğine bağlıdır.

Hoşgörü ve uzlaşma için sadece anayasa veya yasa değiştirmenin yeterli olmadığını milletçe yaşadık ve yaşıyoruz. Bunun için toplumsal alt yapının ihmal edilmemesi gerektiğine inanmamız lazım. Özellikle uzlaşma ve hoşgörünün toplumda yer edinememesinin, insanlarımızı birbirlerine karşı özgürlük ve demokrasi mücadelesi yapar duruma düşürdüğünü de söyleyebiliriz.

Demokratik toplum olmanın ilk şartı, kadının ve çocuğun korunarak aile içinde birey hale gelmesi, ailede söz sahibi olmasıdır. Aile içinde düşüncesini açıkça söyleyebilen, baskı altında yetişmeyen şahıslar demokratik toplumu oluşturabilirler.

Ayrıca demokratik toplumu okullarda geliştirmenin yolları önemsenmelidir. Zira bireyin toplumsallaşmasında okulun yeri ve önemi büyüktür. Bu nedenle geçtiğimiz yıllarda TBMM öncülüğünde Millî Eğitim Bakanlığı ile ortaklaşa yürütülen “Öğrenci Meclisi” projesinin devam etmesi gerekmektedir. İnsan haklarının, demokrasinin, uzlaşmanın ve hoşgörünün ilkokullardan başlayarak tüm eğitim sürecinde anlatılması, yerleştirilmesi gerekir.

Ülkemizde de temel eğitim aşamasında öğrenci temsilcilerinin seçilmesi, bazı kararların alınmasına öğrencilerin katılması, çeşitli konuların sınıflarda tartışılarak farklı görüşleri dinlemenin ve o görüşlere tahammül edilmesi gerektiğinin öğretilmesi lazımdır. Aksi takdirde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görülen üzücü manzaralar maalesef sürüp gidecektir.
 
Nevzat PAKDİL
Kahramanmaraş Milletvekili
Türk Parlamenterler Birliği Genel Başkanı