10 Kasım 2004

TBMM’nin ilk başkanı, Kurtuluş Savaşı’nın Başkomutanı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu yüce önder Atatürk’ü, aramızdan ayrılışının 66. yılında sevgi, şükran duyguları ve rahmetle anıyoruz.
Atatürk, Büyük Türk Milleti’nin içinden, onun insanlık tarihine yön veren cevherine güvenerek yetişmiş bir dünya önderidir.
 
Atatürk’ü büyük yapan, insan hak ve özgürlüklerini temel alan çağdaş ve çağı aşacak uygarlık değerlerini bütün yönleriyle kavraması ve bunları bir milli bilinç desteğiyle uygulamasıdır. Hiçbir ideolojinin insanlığın birikimi olan değerlerin yerini tutamayacağını, bu değerlerin ancak ulusal bir bilinçle yaşatılıp ayakta tutulabileceğini yüzyılımızda ilk gören ve buna bağlı kalan, düşünce, siyaset ve devlet adamı Atatürk’tür.
 
Atatürk bireylerin millete, milletlerin insanlığa karşı borçlu ve sorumlu olduğuna, bu sorumluluğun ancak özgürlük ve egemenlik içinde yerine getirilebileceğine inanıyordu. Bu inancı karakter edinmişti. Atatürk bu kimliği ile dünyada hayranlık uyandırmış, insanlığın saygı gösterdiği kişilikler arasında seçkin bir yer almıştır.
 
Yüce Önder Atatürk, kendini Türk Milletine adamış, bağımsızlık ve özgürlük yolunda karşısına çıkan tüm güçlükleri yenmiş, büyük başarılarla başka uluslara da örnek olmuştur. O’nu ölümsüz ve büyük kılan, yalnızca gerçekleştirdikleri değil, tüm insanlığa ışık tutabilecek evrensel düşünce sistemidir.
 
Bugün tek yürek olan ulusumuz, Atatürk’ün düşüncelerine bağlılığını ve sevgisini, ortak eylem ve duygularla göstermektedir.
O’nun “Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir; benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu yeterlidir” sözü tüm ulusumuza anlamlı bir mesaj vermektedir.
 
Onu ölümsüzlüğe uğurladığımız günün yıldönümünde hepimize düşen büyük Atatürk’ü ve en büyük eseri Cumhuriyet’i anlamak, Cumhuriyet’in değerlerini her koşulda korumak ve Türkiye’yi aydınlık yarınlara taşımaktır.
 
Hasan KORKMAZCAN
Genel Başkan