AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, son saldırıların terörle mücadele azim ve kararlılıklarını daha da güçlendireceğini söyledi.
Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada öne çıkan bazı konular, başlıklar halinde şunları kaydetti:
''-Sarıyayla karakoluna yapılan saldırıda şehit olanlar için başsağlığı diliyorum. Bu saldırılar bizim terörle mücadele azim ve kararlılığımızı daha da güçlendirir.
-1 Mayıs'ı, 1 Mayıs havasında kutladık. Dün Taksim 100 bin kişiyi ağırladı. Tarihi gün yaşandı. 33 yıl aradan sonra böyle bir zemini hazırlamanın mutluluğu içindeyiz. Kimsenin bu iktidardan kopara kopara aldığı bir şey yok. Kopara kopara alma güçleri varsa 1977'den beri neredeydiler? Türkiye bu bayram manzarası için 32 yıl beklemek zorunda kalmıştır. Türkiye nihayet bunu başarmıştır. Bu, Türkiye'nin demokratikleşme mücadelesinin bir eseridir. Kirli senaryoların sahiplerine bir kez daha sesleniyorum: Başaramayacaksınız. Hiçbir şey elde edemeyeceksiniz. Karanlık senaryoların tamamı sorgulanıyor, gün yüzüne çıkıyor. Türkiye'nin bu kirli oyunları görmesini istiyorum. Başımızı öne eğmeyeceğiz. Türkiye'nin düşmanlarını sevindirmeyeceğiz. Düşmana inat aydınlık yarınlara yürüyeceğiz.
-Anayasa değişikliği için fedakarane çalışmanız için şükranlarımı sunuyorum. Gece gündüz demeden Meclisin nasıl çalışacağını gösterdiniz. Olumlu oy veren her milletvekiline teşekkür ediyorum. Meclis, tarihinin en önemli çalışmalarından birini ortaya koymuştur. Tarihe altın harflerle not düşülmüştür. Hiçbir vesayete boyun eğmediğiniz için bu millet sizden ziyadesiyle memnundur. 'Yeter söz de karar da milletindir' deme yürekliliğini gösterdiniz. Şimdiden isimlerinizi tarihe yazdırdınız. Böyle tarihi bir çalışmanın parçası olduğum için onur duydum, Rabbime şükrettim. 10 günlük performansla Türkiye'nin vekili olduğunuzu gösterdiniz. Ağır imtihandan başarıyla çıktınız. Size oy vermeyenler de eminim sizden razıdır. Ak ile kara 10 günlük anayasa maratonunda güneş gibi ortaya çıkmıştır. Muhalefet partilerinin liderleri tüm inandırıcılıklarını kaybetmiştir.
-Neden vekillerin hayır oyu vermesini engelliyorsunuz? Kendi arkadaşlarınıza neden güvenmiyorsunuz? Gelin oyunuzu kullanın. Hayır diyecekseniz, hayır deyin ama oyunuzu kullanın. Muhalefetin bu acı halini görünce demokrasi adına üzülüyorum.
-Anayasa Mahkemesine gideceklerini söylüyorlar. Artık Anayasa Mahkemesi ana muhalefet mahkemesi haline geldi. Yaptıkları iş bu. Niçin referandumdan korkuyorsunuz? Niçin millete gitmekten korkuyorsunuz. Siz mahkemeye biz millete gideriz. AK Parti ile CHP arasındaki fark budur.
-Milletvekillerine takipçi koyduğumuz söyleniyor. Ayıp. Her şey kameraların önünde oluyor.
-İkinci tur görüşmelerinde de özveriyle süreci devam ettireceğiz. TBMM'nin ardından son sözü milletimiz söyleyecek. Allah yolunuzu açık etsin, bahtınızı açık etsin.''
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, önceki gece Nazimiye'de, dün Lice'de Mehmetçiğe tetik çeken zihniyet ile Taksim'de 1977'de işçinin üzerine kurşun yağdıran zihniyet arasında hiçbir fark olmadığını ifade ederek, ''Çorum'u, Kahramanmaraş'ı, Gazi Mahallesi'ni, Sivas'ı kana bulayan zihniyet ile Danıştayda kan döken zihniyet arasında hiçbir fark yoktur. İsimler, etiketler, sıfatlar, tetikçiler farklı olabilir ama her birinin nihai, ortak amacı Türkiye'nin kardeşliğine, birlik ve bütünlüğüne, huzur ve istikrarına kast etmektir'' dedi.
Başbakan Erdoğan, anayasa değişikliği teklifinin ikinci tur görüşmeleri öncesinde, partisinin grup toplantısında gündemdeki konuları değerlendirdi.
Erdoğan, konuşmasına, Tunceli'nin Nazimiye ilçesinde Sarıyayla Karakolu'na yapılan saldırıda şehit olan askerler ile şehit teğmene Allah'tan rahmet, ailesi ve yakınlarına başsağlığı, yaralılara şifa dileyerek başladı. Erdoğan, bu tür saldırıların, terörle mücadele azim ve kararlılıklarını, bu noktada atacakları adımları daha da güçlendireceğini ifade etti.
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nü dün tam bir bayram havasında kutladıklarına işaret eden Erdoğan, Taksim Meydanı'nın, 32 yıl aradan sonra dün yüz bini aşkın işçiyi, memuru ağırladığını söyledi. Taksim'de tarihi bir gün yaşandığını ifade eden Erdoğan, yaşanan küçük olumsuzlukları istisna tuttuğunu, bunların nereden kaynaklandığının belli olduğunu belirtti. Erdoğan, ''Milletvekili arkadaşlarımız orada bizleri temsilen bulundular. Oradaki gelişmelerle ilgili kimin ne dediği bizi çok ilgilendirmiyor'' dedi.
Erdoğan, 33 yıl aradan sonra böyle bir zemini hazırlamanın mutluluğu içerisinde olduklarını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bugünün bir Emek ve Dayanışma Günü olarak ilan edilmesi, tatil olarak ilan edilmesi, AK Parti iktidarına nasip olmuştur. Taksim Meydanı ile ilgili verilen karar, AK Parti iktidarına nasip olmuştur. Oradan bazıları şu anda nemalanmak istiyor, 'kopara kopara aldık', 'şöyle yaptık, böyle yaptık...' Kimsenin kalkıp da bu iktidardan kopara kopara aldığı bir şey yok. Bunun böyle bilinmesini istiyorum. Kopara kopara bu kadar alma güçleri varsa, bunlar 1977'den, iktidarımız dönemine kadar neredeydiler? Niye böyle bir şey alamadılar? 'Bunu biz temin ettik, biz hallettik' diyenlerin de iktidarları oldu bu ülkede, niçin o zamanlar bunu çözmediler?
Bütün bu gerçekler ortada, bunu benim milletim çok iyi biliyor. Olaylara objektif, sükunet ve suhuletle yaklaşabilenler, AK Parti iktidarının, nasıl bu ülkede tereyağından kıl çeker gibi, bir takvim içerisinde sorunları çözmenin gayreti içerisinde olduğunu görür. Her şeyin zamanı var, zamanı geldikçe de birçok sorunları çözdük, yoluna koyduk, bunlardan biri de özellikle 1 Mayıs ile ilgili atınlan bu adımlardır.''
Başbakan Erdoğan, emek hareketi, sendikal harekat, çalışanlar, Türkiye ve demokrasi adına son derece umut verici bir tablo izlediklerini, bu tabloyu yaşadıklarını anlattı.
Taksim Meydanı'nda 32 yıl önce 1977'de yaşanan acı hadisenin ardından, ilk kez bu alanın resmi kutlamaya ev sahipliği yaptığına işaret eden Erdoğan, hayatını kaybedenlerin saygıyla anıldığını, yakınlarının bir nebze olsun gönül rahatlığına kavuştuğunu söyledi.
''Dün Taksim Meydanı'nda yaşanan o tarihi an, 2010 yılı 1 Mayıs'ı asla ve asla bir tesadüfün eseri değildir'' diyen Erdoğan, 2010 yılı 1 Mayıs'ının mutlaka hafızalara kazınacağını, tarihte kendisine unutulmaz bir yer bulacağını dile getirdi.
Erdoğan, 1 Mayıs 2010'un, Türkiye'nin nasıl değiştiğinin, olgunlaştığının, tabularını nasıl yıktığının, statükoyu nasıl aştığının, tahrik ve provokasyon korkularından nasıl sıyrıldığının, somut bir abidesi olduğunu belirtti.
Türkiye'nin, bu manzara, bu bayram havası için tam 32 yıl beklemek zorunda kaldığını ifade eden Başbakan Erdoğan, dün 32 yıl sonra bunun, nihayet gerçekleştiğini, Türkiye'nin nihayet bunu başardığını söyledi.
''Taksim'deki dostluk, kardeşlik ve dayanışma tablosu, Türkiye'nin çetelerle mücadelesinin bir eseridir aslında'' diyen Erdoğan, şunları kaydetti:
''Hukuk dışı örgütlenmelerle mücadelesinin bir eseridir, demokratikleşme mücadelesinin bir eseridir. Aynı tarihi tabloyu yaklaşık 1,5 ay önce Nevruz kutlamalarında gördük. 2010 yılı Nevruz kutlamaları da tıpkı 1 Mayıs gibi umutlarımızı artıran, kardeşliğimizi pekiştiren, bazı olumsuz hadiselerin dışında, dayanışmamızı yücelten bir olgunlukta cereyan etti. Türkiye, bugün artık sadece üzerindeki yüklerini, korkularını atmakla kalmıyor, bugün artık cesur bir şekilde Çorum, Kahramanmaraş, Sivas, Gazi Mahallesi olaylarını, 1 Mayıs 1977'yi, faili meçhul olayları konuşur, tartışır ve sorgular bir hale geldi.
Bu noktada şunu tüm samimiyetimle ifade etmek durumundayım; önceki gece Tunceli'nin Nazimiye ilçesinde, dün Lice'de Mehmetçiğe tetik çeken zihniyet ile 1977'de Taksim'de işçinin üzerine kurşun yağdıran zihniyet arasında hiçbir fark yoktur. Çorum'u, Kahramanmaraş'ı, Gazi Mahallesi'ni, Sivas'ı kana bulayan zihniyet ile Danıştayda kan döken zihniyet arasında hiçbir fark yoktur. İsimler, etiketler, sıfatlar, tetikçiler farklı olabilir ama her birinin nihai, ortak amacı Türkiye'nin kardeşliğine, birlik ve bütünlüğüne, huzur ve istikrarına kast etmektir. Türkiye'nin büyümesinden, kalkınmasından, ilerlemesinden, demokratikleşmesinden rahatsızlık duyanlar, farklı kisveler altında topluma orku
salmak için çirkin oyunların içine girmişlerdir. Burada kirli senaryoların sahiplerine ve tetikçilerine bir kez daha sesleniyorum: Başaramayacaksınız, hiçbir şey elde edemeyeceksiniz...''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yakın tarihte uygulamaya konulan karanlık senaryoların tamamının, bugün sorgulandığını, gün yüzüne çıktığını vurguladı.
''Belki Taksim'in 32 yıl kapalı kalmasını sağladınız ama nihayetinde Türkiye, Taksim'de işçiyle, memuruyla kucaklaşıyor'' diyen Erdoğan, bütün cinayetlere, tahriklere, nifak faaliyetlerine milletin göğüs gereceğini, kendi elleriyle, kardeşliği, dayanışması, paylamasıyla aydınlık yarınları inşa edeceğini anlattı.
''Tüm Türkiye'nin, bu kirli oyunları, senaryoları görmesini, ülkenin kardeşliğine kast eden kirli odakları, herkesin çok iyi tanımasını'' isteyen Erdoğan, ''Başımızı öne eğmeyeceğiz arkadaşlar. Yeise, umutsuzluğa kapılmayacağız; Türkiye'nin düşmanlarını asla sevindirmeyeceğiz. Düşmana inat kardeşliğimizi yüceltecek, birlik ve bütünlüğümüzü muhafaza edecek, Allah'ın izniyle kenetlenmiş şekilde aydınlık yarınlara yürüyeceğiz. Türkiye'yi bugünlere ulaştıran, Türkiye'ye bu tarihi anları yaşatan, kelimenin tam anlamıyla tarih yazan sizleri, AK Parti hareketini bir kez daha tebrik ediyorum'' diye konuştu.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, muhalefetin Anayasa değişikliğine ilişkin tavrıyla ilgili olarak, ''İnanıyorum ki Türkiye Cumhuriyetinin demokrasi tarihinde kendi milletvekillerine inanmayan herhalde böyle bir süreç yaşanmadı. Bırak gitsin, 'Hayır' oyu versin'' dedi.
Partisinin TBMM Grup toplantısında konuşan Erdoğan, Anayasa değişikliğine ilişkin taslağın kamuoyuna duyurulduğu andan itibaren, kendilerine karşı ittifak halinde bir mücadele başlatıldığını ifade ederek, her türlü yola başvurduklarını, her türlü çirkin iftira ve ithamı dile gösterdiklerini söyledi.
''Tek bir alternatif bile öne sürmeden, mantıklı tek bir gerekçe dahi göstermeden değişikliğe karşı çıktıklarını'' kaydeden Erdoğan, şöyle konuştu:
''Şimdi soruyorum: Madem gerekçelerinizde haklısınız, neden milletvekillerinin hür iradelerine ipotek koyuyorsunuz? Madem bu taslağa ' AK
Parti Anayasası'', 'Recep Tayyip Erdoğan Anayasası' dediniz, neden vekillerin oy kulübesine gidip 'hayır' oyu kullanmalarını engelliyorsunuz? Neden korkuyorsunuz, neden çekiniyorsunuz? Kendi milletvekillerinize, kendi arkadaşlarınıza dahi neden güvenmiyor, neden güvenemiyorsunuz? İnanıyorum ki Türkiye Cumhuriyetinin demokrasi tarihinde kendi milletvekillerine, kendi arkadaşlarına inanmayan
herhalde böyle bir süreç yaşanmadı. Bırak gitsin, 'Hayır' oyu versin. Buna dahi güvenemiyorlar. Bir diğeri de bakıyorsunuz hangi oyu verip vermediğini anlamak için 'Iskartaları getir' diyorlar. Onlar da diğer oyları istiyor. Niye? O da inanmıyor? İşi sağlama alacaklar. Anlayış, mantık bu...''
Erdoğan, ikinci tur görüşmelerle ilgili olarak şunları kaydetti:
''Şimdi bu turda, olayı çok daha farklı ele alacaksınız arkadaşlar. Daha hassas... Zarflarınızın içine iyi bakacaksınız, kulübenin içine gireceksiniz, oyunuzu kullanacaksınız ve hiç göstermeye gerek yok arkadaşlar. Girin, hemen orada oy kutusunun içine oyunuzu hayırlısıyla atın. Devamlı arayış içindeler. Bakıyorsunuz, 'bunlar birbirlerinin arkasına takipçi koydular' diyor. Ayıptır ya, ayıptır... Her şey kameraların önünde oluyor. Siz kameralardan çok hoşlanırsınız ya onlar için söylüyorum. Kameraların önünde oluyor işte. Gizli olan bir şey yok. Kim, nasıl hareket ediyor, nasıl kulübeye gidiyor, hepsi ortada. Hele hele kendi adamları zaten ortada. Oy kullanmak için kulübeye kadar giremiyorlar ama kontrol için ta kulübenin yanı başına sokuluyorlar. Bu özellikleri de var. Konuşmaya gelince rahat rahat konuşuyorlar ama oy kullanmaya gelince 'hayır kullanamazsınız', kullanamıyorlar. Konuşanlara sesleniyorum; sadece konuşmayın, gelin oyunuzu da kullanın. 'Hayır' diyecekseniz, 'Hayır' deyin ama gelin kulübeye girin. Çünkü demokrasinin netice hareketi o kulübedir. Sadece kürsü değil. Kürsüyle başla, kulübede bitir. Bunu da göster.''
Erdoğan, muhalefetin 10 günden beri sürekli yoklama istediğini, önerge verdiğini, engellemeye dönük konuşmalar yaptığını ifade ederek, ''Peki bu konuşmalarda derde deva bir görüş ortaya koydunuz mu? Somut bir öneri getirdiniz mi? Muhtevaya yönelik ne söylediniz? Millete aydınlatan, bilinmeyenlere ışık tutan, yön veren, ufuk çizen ne söylediniz?'' diye sordu.
''Muhalefetin matbu, bilgisayardan çıkmış aynı metni önerge olarak sürekli verdiğini'' anlatan Erdoğan, ''Bir değil, iki değil, üç değil, dört değil
aynı önerge, aynı... Ayıptır ayıp. Demokrasiyle, bu çatının ahlakıyla bunlar uyuşmaz. Biraz kendinizi yorun da maddelerle ilgili önerge verin ama dikkat edin bunların verdiği önergenin maddelerle alakası yok. Farklı şeyler. Ülkenin sorunlarıyla da alakası yok. Uydurdukları hayali şeyler var'' şeklinde konuştu.
Muhalefetin, AK Parti iktidarının yaptıkları, yapmadıklarını dahi görmüş olmadıklarını ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Yalan yanlış iftiralarla, 'AK Parti iktidarı hiçbir şey yapmamış', bunu önerge olarak veriyorlar. Bu yollar, eğitim, sağlık, bunların hepsi sizleri
yalanlıyor. Millet bunları gayet güzel görüyor. Eğitimde, sağlıkta, ulaşımda, tarım, hayvancılıkta, enerjide, toplu konutta, emniyet, adalet altyapısında neler yapıldı. Ulaşamadıkları köylere, mezralara, AK Parti iktidarı nasıl ulaştı bunları benim vatandaşım biliyor. Hangi vizyonu, üslubu alkışlanacak, hangi yapıcı eleştiriyi sergilediler sorun.''
Bir ülkede demokrasinin seviyesini sadece iktidarın bakış açısı, performansının belirleyemeyeceğini belirten Erdoğan, muhalefetin de vizyon, görüş ve üslup sahibi olması gerektiğini kaydetti. ''Muhalefetin bu içler acısı halini görünce, Türkiye demokrasisi adına bizler üzülüyoruz'' diyen Erdoğan, muhalefetin Türkçenin zengin deyim hazinesine vakıf olmadığı için zaman zaman deyimleri başka yere çektiğini söyledi.
Anadolu'nun güzel bir deyimini aktarmak istediğini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:
''Abdestinden şüphesi olmayan namazından şüphe etmez. Bunlar kendi gerekçelerine kendileri inanmadıkları için arkadaşlarına da haliyle güvenemiyorlar. O kadar ki kendi ülkelerinin hukukçularına, akademisyenlerine, bilim adamlarına, Anayasa profesörlerine kıymet vermiyor. Okyanus ötesinden yani hariçten gazel okuyanların ipine sımsıkı sarılıyorlar. Bunlar milletle, milletin iradesiyle bir irtibat kuramadıkları için o irtibatı başka yerlerde, mahkeme kapılarında arıyorlar. Meclis iradesini sürekli mahkemelik hale getirmek millet iradesine tahammül edememektir. Meclisin iradesini örselemeye çalışmak, yasama yetkisini zafiyete düşürmek, demokratik bir siyasete, demokratik parlamenter sistemin en önemli unsuru olan partilere yakışır mı?" (11:58