Kapat

1.- Bankalar tarafından müşterilerine, uluslararası Banka Hesap Numarası (İBAN) verilmektedir.. Üyelerimizin aidatlarını yatırıken problem yaşamamaları için, Birliğin İBAN numarası aşağıda verilmiştir.

2.-Bilindiği gibi 2002'de 30,00.-TL olan üye aidatları 2004 yılından itibaren 60,00.-TL'dir. Geçmişe dönük aidat borçlarının buna göre hesaplanması ve Birliğimizin aşağıdaki hesap numarasına yatırmaları,

3.-5253 sayılı Dernekler Kanunu'na göre, alınan aidatların belgesine, üyelerin T.C Kimlik numaraının yazılması gerekmektedir.

Üyelerimizin T.C Kimlik numaralarını mektup veya telefon ile Birliğe bildirmeleri rica olunur.

Tel:  0 312 420 66 21/24

TÜRK PARLAMENTERLER BİRLİĞİ

T.C Ziraat Bankası TBMM Şubesi IBAN No: TR  33 0001 0009 0303 2967326001

 

Duyuru

tbmmtv.png

Küresel Terörle Mücadele, Demokrasi ve Hukukun Rolü

Türk Parlamenterler Birliği ile Türk Parlamenteri Dayanışma, Bilimsel ve Siyasal Araştırmalar Vakfı’nın ortaklaşa düzenlediği "Küresel Terörle Mücadele, Demokrasi ve Hukukun Rolü" konulu sempozyum, 07 Nisan 2006 Cuma günü TBMM’de yapıldı.

Dünyayı tehdit eden küresel terör konusunun ve ülkemizde de son günlerde yaşanan terör olaylarının, uzmanlar ve siyasi parti temsilcileri tarafından değerlendirildiği sempozyuma çok sayıda davetli katıldı.

TBMM Büyük Grup salonunda yapılan sempozyumun açılışında, terör örgütlerinin saldırıları sonucu şehit olanların anısına saygı duruşunda bulunuldu ve istiklal marşı okundu.

Sempozyumun açılış konuşmalarını Türk Parlamenterler Birliği Genel Başkanı Hasan Korkmazcan ve TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil yaptı.

Başkan Korkmazcan yaptığı konuşmada ,Türkiye’nin terörden en fazla zarar gören ülkelerden biri olduğunu belirtti.

Türkiye’ye yönelik uluslararası terörün Kıbrıs’ta Türk varlığı üzerinden yürütülen Yunan-ASALA, 70’li yıllarda uluslararası temsilcileri hedef alan ASALA-Ermeni ve 80 öncesi sağ-sol kavgası, 80 sonrası PKK-Kongra-Gel terörü olmak üzere 3 boyutlu olduğunu ifade eden Korkmazcan, "Bu 3 görüntülü terör olayları birbiriyle hem bağlantılı, hem de ortak amaçlıdır" dedi.

 "Bugün vadesi dolduğu için, milletimize yönelik terörün sözde yazarlık, aydınlık, sanatçı kisvesi altındaki destekçilerinin gerçek durumlarını ifade edebilirim" diyen Korkmazcan "Onlar katıldıkları iftira korosunun çukurunda iddialarını kanıtlayamamışlardır. Milletimizden özür dileme onurunu bile gösterememişlerdir. Bu sebeple artık eli kanlı terörün, aktüel maşaları konumuna düşmüşlerdir" diyen Korkmazcan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Terörün en alçak unsuru, dağdaki silahlı eşkıya değildir. Kışkırtılmış, şartlandırılmış ve aldatılmış olarak masum kitlelerin üzerine salınan çapulcularda değildir. Terör cephesinin asıl insanlık onurundan mahrum unsuru, sözle, yazıyla, teşvikle, elinde kamu yetkisiyle teröristi ve terör ortamını destekleyenlerdir. Bunlar gafletle veya bilinçli olarak Türkiye’ye yönelik terör triyosunun işbirlikçileridir. Günümüzde üstlendikleri rol, terörün Yunan-Rum cephesinde AB şantajına, ASALA –Ermeni cephesinde "sözde soykırım" iddialarına, PKK-Kongra-gel cephesinde kanlı eylemlere yardım ve yataklık etmektedir."

TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil konuşmasında terörü "insanlığın en büyük ayıbı ve düşmanı" olarak nitelendirdi. Terörün aynı zamanda küresel bir tehdit olduğuna işaret eden Pakdil, buna hiçbir ülkenin kayıtsız kalmayacağını belirterek, "bugün bizi vuran terör, bir gün kendilerine de dönebilir. Artık hiçbir yerin güvenli olmadığı bir dünyada yaşıyoruz" açıklamasında bulundu.

Çok sayıda vatan evladını teröre kurban vermiş, derin acılar yaşamış Türkiye'nin, terörün önlenmesi için atılacak her adıma destek verdiğini vurgulayan Pakdil, "Ancak, yaşanan tüm acılara rağmen terör konusunda halen ortak tanımların oluşturulamaması ve bu küresel tehdide karşı sergilenen samimiyetsiz tutumlar düşündürücüdür" dedi.

Pakdil’in konuşmasının ardından, Türk Parlamenterler Birliği Başdanışmanı İsmail Şengün’ün başkanlığındaki birinci oturuma geçildi.

I. OTURUM

Oturumda Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve ASAM Terör Araştırmaları Danışmanı Ercan Çitlioğlu, "Küreselleşme ve Büyük Ortadoğu Projesinin Terörizme Etkileri", ASAM Uluslararası Hukuk Danışmanı Doç. Dr. Sadi Çaycı "Avrupa ve Türkiye’de Terörle Mücadelenin Hukuki Boyutları", Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sertaç Hami Başeren "BM Düzeyinde Terörle Mücadele ve Alınan Önlemler, Sorunlar" konularında birer sunum yaptılar.

Ercan ÇİTLİOĞLU

İlk konuşmacı Ercan Çitlioğlu, Büyük Ortadoğu Projesinin, son yıllarda Türkiye genelinde yaşanan ve bundan sonra da yaşanacak sorunların temelini oluşturduğunu söyledi.

Projenin, "Enerji Kuşağı" olarak da bilinen 25 ülkeyi kapsadığını ve bu ülkelerin çoğunun sömürgecilik hareketlerine maruz kaldığını hatırlatan Çitlioğlu, "Büyük Ortadoğu Projesinin ilk uygulaması Irak’ta değil, Türkiye’de denenmiştir" dedi, Son zamanlarda yaşanan terör olaylarına ilişkin değerlendirmede bulunan Çitlioğlu, "Türkiye’nin güneydoğusunda bugün yaşanan doğrudan doğruya ayrılıçkı etnik milliyetçiliğe dayalı bir harekettir. Sosya ekonomik olanaklar götürülerek önleme virajı maalesef çoktan aşılmıştır. Bunu bizim bilmemiz gerekir. Sun-çum adlı stratejist, savaşların savaş meydanında değil, karargahlarda kazanıldığını yada kaybedildiğini söylüyor. Bu savaşın karargahı Ankara ve Yüce Meclis. Bu savaşı kazanmak için gerekli iradeyi koyduğumuz anda Türkiye’nin terörizmle ilgili herhangi bir korkusu kalmaması gerektiğini düşünüyorum" dedi.

Doç. Dr. Sadi ÇAYCI

"Avrupa ve Türkiye’de Terörle Mücadelenin Hukuki Boyutları" konusunda değerlendirmelerde bulunan ASAM Uluslararası Hukuk Danışmanı Doç. Dr. Sadi Çaycı da, bölücü terör örgütünün kullandığı tüm argümanların, rahatça çürütülebileceğine dikkat çekti.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bölücü örgüte yaklaşımının, hukuk kurallarına uygun olduğunu belirten Çaycı, "Dünyanın her yerinde silahlı eylemlere girenleri, eylemsiz bırakmak, devletin en doğal hakkıdır" dedi.

Prof. Dr. Sertaç Hami BAŞEREN

Birinci oturumun son konuşmacısı olan Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sertaç Hami Başeren de, "Birleşmiş Milletler Düzeyinde Terörle Mücadelenin Hukuki Boyutları" konusunda bilgiler verdi. Bilinen tüm hukuklarda terörizmin yasaklandığını hatırlatan Başeren, ancak henüz tüm dünyada üzerinde uzlaşılan tek bir "terör" kavramına ulaşılamadığını hatırlattı.

II. OTURUM

"Küresel Terörle Mücadele, Demokrasi ve Hukukun Rolü" konulu sempozyumun ikinci oturumuna, Türk Parlamenterler Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Alkan başkanlık etti. Bu oturumda, 21 ve 22’nci dönemler TBMM'deki Siyasi Parti Grupları adına konuşmalar yapıldı. Parti temsilcileri, bölücü terör örgütüne karşı ulusal bir anlayışla ortak mücadele yapılması gerektiğini vurguladılar.

Vahit ERDEM

İlk sözü alan Adalet ve Kalkınma Partisi Kırıkkale Milletvekili ve NATO Parlamenter Asamblesi Türk Grubu Başkanı Vahit Erdem, terörizmin, gelişen teknolojiden yararlandığını belirtti. Erdem, Batının artık İslamiyet’i, "potansiyel tehdit" olarak algılamaktan vazgeçmeye başladığını söyledi.
11 Eylül’ün, terörizmle mücadele bir milat olduğunu belirten Erdem, bazı terör örgütlerinin yerleştiği ülkelere yapılan NATO operasyonlarını anlattı. Erdem, "Dünya, globalleşen terörizme karşı uyanmıştır. Birleşmiş Milletlerin terör konusunda aldığı kararlar her ülkede uygulanmalıdır" dedi. Türkiye’nin çeşitli terörist dalgalarıyla karşı karşıya geldiğini belirten Erdem, son olarak bölücü terör örgütünün etkin olmaya başladığını hatırlattı.

Hasan Fehmi GÜNEŞ

Cumhuriyet Halk Partisi adına konuşan İstanbul Milletvekili Hasan Fehmi Güneş konuşmasına, "Terörün tanımı var ama mücadelenin adı yok" diye başladı. Terörü, "bugünkü küresel güçlerin" yarattığını ileri süren Güneş, "bunların itirazları ,terörün kendilerine karşı olmasıdır" dedi.

30 yılı aşkın süredir Türkiye’nin dış destekli terörle uğraştığını belirten Güneş, batının, terör örgütüne karşı mücadelede önlemler almadığını, bazılarının "usulen" bu örgüte "bölücü" dediğini belirtti. Batının Türkiye ile terör konusunda yaptığı işbirliğini "içtensizlik ve ikiyüzlü" olarak niteleyen Güneş, "terörü tanımlamaktan o yüzden kaçmaktadırlar. Uluslararası işbirliğinin, Türkiye için değil, kendileri için gerekli olduğunu söylüyorlar" diye konuştu.

Süleyman SARIBAŞ

Anavatan Partisi adına konuşan Grup Başkanvekili Süleyman Sarıbaş da, terörün bir amaç değil, araç olduğunu vurguladı.

Örgütlerin, terörizmi, kendi amaçları çerçevesinde propaganda aracı olarak kullandığını belirten Sarıbaş, Türkiye’nin yıllardır bir terör organizasyonu ile karşı karşıya kaldığını hatırlattı. 11 Eylüle kadar hiç kimsenin Türkiye’nin sesini duymadığını anlatan Sarıbaş, terör karşısında milli bir duruşa ihtiyaç olduğunu belirterek "bizim Türkiye olarak uluslararası alanda bölücü örgütün, terör örgütü olduğunu iyi anlatmamız lazım" dedi.

Hikmet Sami TÜRK

Demokratik Sol Parti adına söz alan eski Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, Türkiye’nin en önemli sorununun, bölücü terör örgütü sorunu olduğunu söyledi. Bu sorunun 2 bin yılında kontrol altına alınmasına karşın, şimdi yeniden korkulu bir ortama sürüklenildiğini belirten Türk, bunun da, "iktidarın sorunu tam olarak tespit edememesinden" kaynaklandığını ileri sürdü.

Birçok ülkede, sıradan polis memurlarının dahi terörizmle mücadele konusunda geniş yetkilerle donatıldığını vurgulayan Türk, Türkiye’de ise terörle mücadele konusunda yasal boşluklar bulunduğunu söyledi.

Bekir AKSOY

Milliyetçi Hareket Partisi Merkez Yönetim Kurulu üyesi Bekir Aksoy, Türkiye’de Kürt meselesi değil, "bölücü, siyasi Kürtçülük" olduğunu öne sürdü ve hükümetin terör konusundaki politikalarını eleştirdi. Aksoy, Türkiye’nin en önemli sorunun güvenlik olduğunu iddia etti.

Prof. Dr. Kamil TURAN

Doğruyol Partisi Genel Sekreteri Prof. Dr. Kamil Turan da, 3-4 aydır ülkeyi, vali ve kaymakamların değil, yerel yöneticilerin yönettiğini, bu yerel yöneticilerin de PKK kontrolü altında olduğunu iddia etti. Turan, 10 yıl önce yaşanan terörle bugün yaşanan terör arasında fark olduğunu söyledi.

Ahmet ALKAN

Siyasi Partiler adına yapılan konuşmalardan sonra oturum Başkanı Ahmet Alkan, Türkiye'nin birinci ve öncelikli probleminin bölücü terör olduğunu söyledi.

"Türkiye'de bir kürt sorunu değil, bir kürtçülük ve bölücülük sorunu vardır. Bu sorun da hepimizin sorunudur. Türkiye'nin tek devlet, tek millet, tek dil konusundan taviz vermesi söz konusu değildir" diyen Alkan, Terör sorunun elbirliği ile çözüleceğini vurgulayarak "problem ortak problemimizdir ve bunu Türkiye vatandaşlığını kabul etmiş, benimsemiş bütün vatandaşlarımız elbirliği ile beraberce çözmek iradesini göstermeye mecburuz ve göstereceğiz." dedi.

FRANSIZ PARLAMENTERLERE

UYARI Türk Parlamenterler Birliği, Fransa’da Sosyalist Parti’nin sunduğu ve sözde soykırımın inkarının suç sayılmasını öngören Ermeni soykırımına ilişkin yasa teklifini, 18 Mayıs’ta parlamentodan geçirmeye çalışan Fransız parlamenterlere sert tepki gösterdi.

Türk Parlamenterler Birliği Genel Başkanı Hasan Korkmazcan, böyle bir girişimde bulunulmasını kınadıklarını belirterek, "Bu, 200 yıl önce ölen fikir özgürlüğü savunucusu Fransızları mezarlarından fırlatacak bir tekliftir" dedi.

Fransa’ya sözde Ermeni soykırımını reddedenleri cezalandıracak yasal düzenlemeden vazgeçilmesi çağrısında bulunan Birlik, konunun saçmalığını ve akıldışılığını anlatan bir mektup hazırlayarak Fransız parlamenterlere gönderdi. 18 Mayıs’tan üç gün önce TBMM’de bir basın toplantısı düzenleyerek son uyarıyı yaptı.

"Eğer uyarılarımız dikkate alınmazsa, Türkiye’de başka şeyler yapacağız" diyen Başkan Korkmazcan, "Biz bir Etkin Karşılık Merkezi oluşturacağız. 25 Mayıs’ta bunun kararını vereceğiz. Bu merkez, eski-yeni bütün parlamenterler tarafından desteklenecek. Sonuç itibariyle Türkiye’nin milli çıkarlarına, insanlık değerlerine, demokrasi değerlerine nerede saldırı varsa oraya gereken cevabı verme yolunu seçeceğiz" dedi.

Başkan Korkmazcan’ın basın toplantısındaki konuşması şöyle:

"18 Mayıs Perşembe günü Türk Fransız dostluğu tarihi sınavlardan birisini daha geçirecektir.Bu sınav aynı zamanda özgürlükler, uygarlık değerleri ve çağdaş dünyanın düşünce temellerinin belirlenmesinde öncülük iddia eden Fransa’nın bu iddialarını tarihin çöplüğüne kendi elleriyle gömüp, gömmeyeceğini de belirleyecektir.

Bilindiği gibi Fransa’da sınırlı siyasi etkilere sahip olan ermeni lobisinin oluşturduğu çıkar ağı içine düşürülen bazı politikacılar Sözde Ermeni Soykırımını kabul etmişlerdir. Bazı yerel Fransız otoriteleri de bu gerçek dışı iddiaları intikam anıtı olarak meydanlara dikmişlerdir. Fransa’da başlatılan bu kirli karalama kampanyasının asıl yöneticileri ASALA Terör Örgütünü yönlendiren uluslararası yeraltı güçleridir.

Sözde Ermeni Soykırımı konusunda atılan her propaganda adımı teröre insanlık dışı bir yardım ve yataklık faaliyetidir. 1974 yılından beri bu insanlık suçunu birçok batı ülkesi işlemiştir.

18 Mayıs’ta Fransız Parlamentosunda görüşülmesi istenilen teklif ise bilimsel araştırma ve ifade özgürlüğü konusunda tarih boyunca verilen insanlık mücadelesine karşı bir suikasttır. Bu suikastin tasarlayıcılarına alet olmamaları konusunda bütün Fransız parlamenterleri geçen hafta yazılı olarak uyardık. Bugün basınımız aracılığı ile son uyarımızı yapıyoruz.

Türk-Fransız dostluğu Avrupa ülkeleri içinde en eski başlangıç tarihine ve uzun süre sorunsuz olarak devam etmiş olma özelliğine sahiptir. Bu bakımdan 500 yıllık bir geçmişin üç-beş bin kanlı oy uğruna gözden çıkarılmamasını temenni ediyoruz. Fransız parlamenterlerin, Fransa’nın Osmanlı Ermenilerinin kendi devletlerine karşı isyana ve kendi komşularını katletmeye başlamalarındaki payı unutmamalarını diliyoruz. Yine Fransa’nın 1921 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti ile anlaşırken hiç gündeme getirmediği iddiaları, bunca yıl sonra ortaya atmasındaki gerçek düşmanlığını kınıyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisinin benimsediği ortak bilim komisyonunda tarihi arşivlerin incelenmesi teklifinden bir yıl sonra, araştırma özgürlüğüne hapis cezası getirmekteki ilkelliği Fransa’ya yakıştıramıyoruz.

Bu son uyarımız da dikkate alınmadığı takdirde Avrupa Günü dolayısıyla TBMM’de yaptığımız kutlamada ifade ettiğimiz gibi TBMM’de "ETKİN KARŞILIK" konusunda düzenlemeler yapılması ve kararlar alınmasını temin edeceğiz. Bu konuda kanun teklifi veren milletvekillerimizi destekliyoruz. Ayrıca Türk Parlamenterler Birliği’nin 1920’den beri millet temsilciliği yapan bütün üyeleri adına 25 Mayıs 2006 günü yapılacak Genel Kurulumuzda konu tekrar değerlendirilecektir.

Türkiye’nin terör saldırılarına destek veren her türlü siyasi faaliyete etkin karşılık vermesi konusunda bir strateji belirlenmesi ve bu alanda düzenleme ortaya konulması siyasi partilerimizin ortak görüşü haline gelmiş bulunmaktadır. Bunun kısa sürede bütün milli davalarda gösterdiğimiz üstün duyarlılık çerçevesinde gerçekleştirileceğine inanıyoruz."

Telif Hakkı © 2009 Türk Parlamenterler Birliği
Tüm hakları saklıdır.Tasarım Comarge.com
.