Kapat

1.- Bankalar tarafından müşterilerine, uluslararası Banka Hesap Numarası (İBAN) verilmektedir.. Üyelerimizin aidatlarını yatırıken problem yaşamamaları için, Birliğin İBAN numarası aşağıda verilmiştir.

2.-Bilindiği gibi 2002'de 30,00.-TL olan üye aidatları 2004 yılından itibaren 60,00.-TL'dir. Geçmişe dönük aidat borçlarının buna göre hesaplanması ve Birliğimizin aşağıdaki hesap numarasına yatırmaları,

3.-5253 sayılı Dernekler Kanunu'na göre, alınan aidatların belgesine, üyelerin T.C Kimlik numaraının yazılması gerekmektedir.

Üyelerimizin T.C Kimlik numaralarını mektup veya telefon ile Birliğe bildirmeleri rica olunur.

Tel:  0 312 420 66 21/24

TÜRK PARLAMENTERLER BİRLİĞİ

T.C Ziraat Bankası TBMM Şubesi IBAN No: TR  33 0001 0009 0303 2967326001

 

Duyuru

tbmmtv.png

23 NİSAN İRADESİ

Bizim 23 Nisan coşkumuz, dünya çocuklarına adanan ilk bayram olarak evrenseldir. Ancak bu coşkunun evrenselliği çocukların dünyası ile sınırlı değildir. 23 Nisan, aynı zamanda 20. yy dünya düzeninin yapılanmasındaki katkılarıyla da küresel öneme sahiptir.

20 yy başlangıcında, emperyalizmin dayattığı sömürü düzenine ilk karşı duruş, 23 Nisan 1920’de büyük önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün başkanlığında TBMM’de ortaya konulan millet iradesidir.
Bu irade, milli istiklal ve milli egemenlik ilkeleri üstünde yükselmiş, milli meclis ve milli ordu ile örgütlenmiştir. Emperyalizmin 20 yy’daki geri çekilme süreci, bu iradeye çarpmasından sonra başlamıştır.

Günümüzde de "Yeni Dünya Düzeni" olarak dayatılan insanlık değerlerine saldırılar karşısında, 23 Nisan 1920 iradesi en sağlıklı çözüm yolunu içermektedir.

Milletlerin bağımsızlıkları ve egemenliklerine saygıyı temel almayan küresel düzenlemelerin hiçbir geleceği ve kalıcılığı yoktur.

Bizim için, dünya için ve insanlık için yeniden 23 Nisan kararlılığı gerekiyor.

9 Nisan 2007 tarihinde TBMM üyelerine gönderdiğim yazı, 23 Nisan iradesinden güncel bir esinlen¬medir. Bunu başyazının devamı olarak aynen sunuyorum:

"Sayın Milletvekili,

İnsanlık dramına dönüşen Irak işgalinin 4. yıldönümünde bütün kültürlerin bağlı olduklarını ifa¬de ettikleri değerler, önemli bir sınavdan geçmektedir. Öte yandan TBMM’nin 87. kuruluş yıldönümü yaklaşırken Türkiye’ye yönelen terör saldırıları, milletçe hepimizi yüreğimizden yaralamaktadır. Son olarak, birkaç gün içinde kalleşçe şehit edilen asker ve güvenlik görevlisi evlatlarımızın derin acısı milletimizi yasa boğmuştur.

Bu durum yüce Türk milletini, uygulanmakta olan dış ilişkiler ve güvenlik politikaları hakkında kaygı verici bir arayış ve beklenti sürecine sokmuştur. Arayış ve beklentilerin cevabını, milletimize sarsılmaz bir gelecek güvencesi oluşturacak şekilde vermek, TBMM’nin öncelikli görevidir.

Milli beklentinin temelinde TBMM’nin şanlı tarihi vardır:

TBMM " Misak-ı Milli’nin" mirasçısıdır.

TBMM, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde yüce Türk Milleti ve kahraman Türk Ordusunun bağımsızlık, egemenlik ve özgürlük inanç ve iradesiyle Kurtuluş Savaşı destanını yazmıştır.

TBMM, insanlık dışı emperyalist saldırıları geri püskürterek 20. yüzyıl tarihine ve insanlığın özgürlük yürüyüşüne damgasını vurmuş tek parlamentodur.

Bu sebeple TBMM, özgürlüklerini Kurtuluş Savaşının ilhamıyla kazanan ülkelerde saygıyla, Türk ve İslam coğrafyasındaki halklar tarafından "Gazi Meclis" olarak coşkuyla anılmaktadır.

Bu tarihi gerçeklerin ışığında, inanıyorum ki, her bir milletvekili, şereşi yemin metninin bağlayıcılığıyla Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün önde gelen güvencesi olma sorumluluğunun bilincindedir. Milletvekilinin, seçiliş şartları ve seçilme beklentilerinin oluşturduğu tüm zorluklara karşı, TBMM’nin kahramanlık ruhuna ve yemin onuruna bağlılığı, her türlü sadakat duygusunun önünde gelir. Sizlerin emperyalist tehditle, bölücülükle, terörle ve milli varlık ve değerlerimize yönelen saldırılar karşısında yeni bir başlangıca öncülük edeceğinize inanıyorum.

Bunun için şu değerlendirmelerin göz önünde bulundurulması hayati önem taşımaktadır:

1) Irak’ın işgalinin, uluslararası camianın aldatıldığı, yalana dayalı gerekçelerle gerçekleştirildiği
kesinlik kazanmıştır. Irak’ta barış ve istikrarın yeniden tesisi, bu gerçek dikkate alınmadan sağlanamaz. Türkiye’nin barış sürecine katılımında, haksız işgalin, insanlık suçu olarak yürütülen uygulamaları göz ardı edilerek yarar sağlanamaz. Türkiye’nin gücü ve itibarı, işgalcilerle çıkarlarını birleştirmiş yönetimlerin oluşturduğu kaypak zeminlerde boşuna tüketilmemelidir.

2) Irak’ın devlet, millet ve toprak bütünlüğü ile dinsel ve etnik ayırımcılıklardan uzak tutulması, uluslararası camianın ve Türkiye’nin tarihi ve hukuki sorumluluğudur. Uluslararası hukukun gerektirdiği şekilde Türkiye için yalnız ve sadece Irak devleti vardır. Başka tanımların " Kuzey veya Güney Irak" gibi kavramların masaya getirildiği ortamlarda Türkiye yönünden devreye " Misak-ı Milli Sınırları"nın girmesi kaçınılmazdır.

3) Irak’taki işgal ortadan kalkmadığı sürece, Türkiye’nin güvenlik ve meşru savunma haklarının kullanılmasında muhatap öncelikle işgalcilerdir. Geride kalan süreç, bu gerçeği dikkate almayan girişimlerin sonuçsuz kaldığını göstermiştir. İşgalci güçlerin şu anda Türkiye’yle ilişkileri dostane ve müttefikliğe yakışır durumda değildir. ABD’nin konuşturduğu bir emekli komutan "Bizim PKK ile mücadele imkânımız yok. Türkiye’nin müdahalesi ise iki müttefik gücü karşı karşıya getirir" demektedir. Yani terörle mücadele bahanesiyle insanlık dışı her türlü metotla dünyayı ateşe veren ABD’nin gücü, kendi maşaları olan bir terör örgütüne yetmiyor. Ancak silah arkadaşları olan Türk ordusunu tehdide yeltenebiliyor. Bir emekli generale askerlik onurunu çiğneterek söyletilen bu sözler için Türkiye’den özür dilenmediğine göre, müttefiklik ilişkisinin düzeyi yeniden belirlenmelidir. ABD’nin Türkiye ve Türk Ordusu üzerinden yararlandığı her türlü stratejik ve aktüel imkân ve kabiliyetler yeniden gözden geçirilmelidir.

4) Avrupa’dan ödüllü bir terör yardakçısının ifade ettiği, Talabani, Barzani ve Öcalan birlikteliği artık somut bir gerçektir. Bu üçlünün, emperyalist güçlerin maşası olarak bölgemizdeki her türlü insanlık dışı kirli oyunda kullanıldıkları da ortaya çıkmıştır.

Bunların, kullanıcılar nezdindeki mevkileri de, ülkelerinin işgalcileriyle işbirliği yapan, kendi halk¬larına karşı işgalcilerin cellât gömleğini giyen yardakçılıktan daha üstün bir yer değildir. Bu durumda işgal işbirlikçilerine sağlanan her türlü ekonomik, siyasi ve politik imkân ve itibar geri alınmalıdır. Hadlerini aşanların hadleri bildirilmediği takdirde, bölgemizdeki halklar nezdindeki tarihi itibarımızın erozyona uğraması doğaldır.

5) Terörü ayakta tutan ortam, teröre destek ve cesaret veren söylemler ve bunları önleyici tedbirlerin yetersizliği, terör eylemlerinin tahribatından daha çok yara açmaktadır.

Terörle mücadele topyekün milli bir duruş, içerde ve dışarıda kararlı bir eylem bütünlüğü gerektirir. Halkımız, onbinlerce evladının kaybı pahasına yürütülmüş terör mücadelesinin sonuçlanmamasından muzdariptir. Bu konuda, zaman içinde oluşan boşluklar ve çatlaklar milli devleti ve milli bünyeyi tehdit boyutuna gelmeden, önlemlerdeki eksiklikler, yenilemeler ve eklemeler gözden geçirilmelidir.

Önlemler için standart, asla terörle açık ve gizli işbirliği içinde olan uluslararası çevrelerin ve onların içerdeki uzantılarının istekleriyle belirlenemez. Bu çevrelerin kaypak standartlarının farkında olduğumuzu ortaya koymak ve ilişkilerimizi buna göre düzenlemek bile, günümüzde etkili bir önlem olacaktır.

Kaçırılan iki askerin iadesi için İsrail’in Lübnan’da aldığı önlemleri destekleyen ve bu önlemleri kalıcı kılmak için seferber olanların, Türkiye’ye "terörle mücadele standardı "ihraç etme hakkı yoktur.

Türk Milleti, 4000 yıldan beri güvenliğini sağlayan Türk Ordusunun ve güvenlik güçlerinin bir düğmesinin koparılmasına bile rıza göstermez. Ama; bağımsızlığı, egemenliği, onuru, kendisini millet yapan unsurları ve değerleri korumak uğruna binlerce evladını şehit vermeyi göze alabilir.

Değerli milletvekili,

TBMM’de "bütün milleti temsil etmek" anlayışıyla yürüttüğünüz, onurlu görevin bilinci içinde, mil¬letimizin acı, kaygı ve duyarlılıklarının en az benim kadar farkında olduğunuz inancındayım. Dünyanın ve ülkemizin gittikçe yoğunlaşan, çözümünü üretenlerin de kestiremediği sorunlar ve belirsizliklerle karşı karşıya olduğu bilinmektedir. Bu ortamda sağduyu ve itidal metoduyla, ancak zaman yitirmeden ortak çözümler üretilmesi gerekmektedir.

Hepimize milli yol haritası oluşturacak aydınlık izler, Aziz Atatürk’ün başkanlığında destanlaşan TBMM’nin gerçekleştirdiği mirasta ve milli bilincimizde mevcuttur.

Saygılarımla.

Hasan KORKMAZCAN
Genel Başkan

 

Telif Hakkı © 2009 Türk Parlamenterler Birliği
Tüm hakları saklıdır.Tasarım Comarge.com
.