Kapat

1.- Bankalar tarafından müşterilerine, uluslararası Banka Hesap Numarası (İBAN) verilmektedir.. Üyelerimizin aidatlarını yatırıken problem yaşamamaları için, Birliğin İBAN numarası aşağıda verilmiştir.

2.-Bilindiği gibi 2002'de 30,00.-TL olan üye aidatları 2004 yılından itibaren 60,00.-TL'dir. Geçmişe dönük aidat borçlarının buna göre hesaplanması ve Birliğimizin aşağıdaki hesap numarasına yatırmaları,

3.-5253 sayılı Dernekler Kanunu'na göre, alınan aidatların belgesine, üyelerin T.C Kimlik numaraının yazılması gerekmektedir.

Üyelerimizin T.C Kimlik numaralarını mektup veya telefon ile Birliğe bildirmeleri rica olunur.

Tel:  0 312 420 66 21/24

TÜRK PARLAMENTERLER BİRLİĞİ

T.C Ziraat Bankası TBMM Şubesi IBAN No: TR  33 0001 0009 0303 2967326001

 

Duyuru

tbmmtv.png

Dr. Mete TAN - Sağlık E. Bakanı - TPB İstanbul Şubesi II. Başkan

14 Mart Tıp Bayramı Ardından...

Türk tıbbı 178 sene sonra bir 14 Mart’ı daha geride bıraktı. 14 Mart 1827 tarihi reformist Padişah II. Mahmut tarafından  çağdaş tıp ilmine erişebilmek için kurulan "Tıphane" isimli tıp okulunun (sonradan bu okul Mekteb-i Tıbbiyeyi Şahane ismini almıştır) kuruluş günüdür.

Bu nedenle tıp doktorları bu günü bayram olarak kutlarlar. Hekimlerimiz, bu 14 Mart’ta hem sevinç ve hem de üzüntülüdürler.

Sevindiler; çünkü 178 sene evvel vefakar ve cefakar tıbbiyelinin yücelmesine ilk adım atılmış ve Türk tıbbının muasır medeniyete ulaşması için bütün yollar açılmıştır. Nitekim o günden bu güne kadar Dünya’ya ün salan ilim adamları, devlet büyükleri, kahraman gaziler ve vatan için canını veren tıp şehitleri hep bu ocaktan yetişmişlerdir.

Üzüldüler; çünkü aradan 178 sene geçtikten sonra, Türkiye’mizin sağlık hizmetleri maalesef yerine oturtulamamıştır. Hala sağlık politikası ne olmalıdır? diye hükümetlere ve kişilere göre değişen görüşler ortaya atılmaktadır. Yetmişli senelerden beri çıkarılması gereken kanunlar çıkarılamamıştır. Genel sağlık sigortası, personel kanunu, koruyucu sağlık hizmetleri ve tedavi hizmetleri gibi kanunlar kadük olarak Meclis’te beklemektedir. Bunda hepimizin derece derece kusurlu olduğu da gerçektir.

Ancak hükümet son olarak yataklı sağlık hizmetlerinin tek elden yönetilme kanununu çıkarmışsa da bu kanun eksik doğmuştur Herhangi bir kargaşa olmaması için önce bir pilot bölgede tatbikata geçirilip ondan sonra yaygınlaştırılması çok uygun olurdu.

Genel sağlık sigortasının daha evvelden çıkartılıp bu sistemin finansman kaynağı olarak kullanılması gerekmekte idi.

Koruyucu sağlık hizmetlerini sadece bir aşılama, tarama, çevre sağlığını denetleme olarak görmemelidir. Beslenme ve barınma gibi dev sorunlarında bu açıdan ele alınması gerekmektedir.

En önemlisi ise, halk sağlığı; tacirlerin kar konusu olmaktan çıkarılmalı ve gerçek bir halk hizmeti olarak değerlendirilmelidir.

Yataklı tedavi kurumları için, yeterli bir hasta yatak sayısı hedef alınmalı ve hastane çalışanları tam süre sisteminde olmalıdır. Tüm süre sistemi yeniden ele alınmalı ve eskiden olan tecrübelerden faydalanılarak aksak yönleri bulunup düzenlenmelidir. Yataklı tedavi kurumlarının ayrıcalık tanınmadan tek elden yürütülmesi esas olmalıdır.

Bugün Türkiye’nin sağlık sorunları ve hekimlerimizin sosyo-ekonomik durumları çözülmeyecek problemler değildir. Gerçek sorunlardan ve plandan uzak bir politikanın biriktirdiği pek çok dert büyük davalar haline gelmiştir. Bunların hepside metotlu ve bilinçli bir çalışma ile düzeltilebilir.

Bir ülkenin sağlık politikası o ülkede yaşayan hekimlerin sosyal ve ekonomik durumlarının ne olduğuna göre ölçülür, devletin hekimine tanıdığı sosyal ve ekonomik ödemeler o ülkedeki hekimlere verilen değer ile eş anlamlıdır. Üzülerek belirtmek isterim ki bugün hala ülkemizde serbest hekimlerin hayat güvenliği halktan alacağı ücrete bırakılmıştır.

Kamu hekimleri ise aldıkları ufak bir meblağ karşılığı aşırı hasta bakarak fazla işgücü haline gelmiştir. Dünya sağlık örgütüne göre bir ülkede şunlar varsa o ülkede iyi sağlık hizmeti verilmiyor demektir.

1) Bebek ve anne ölüm oranları çoksa

2) Çocuklarda beslenme bozukluğu varsa

3) Koruyucu sağlık hizmetleri durmuşsa

4) Sağlık personeli yetersizse

5) Ülke nüfusunun yarısı sağlık güvencesinden yoksunsa

6) Sahte hekimlik varsa ve reçetesiz ilaç veriliyorsa

7) Halka sağlık eğitimi verilemiyorsa

8) Bozuk ve denetimsiz besin maddeleri satılıyorsa

9) Kullanma suyu yoksa

10) İçme suları mikropluysa

11) Sağlık olmayan barınma  konutları var ise.

Bu sayılanların hangisinin ülkemizde olmadığını siz okurlarımın takdirine bırakıyorum.

Değerli meslektaşlarım, bu duygular içinde nice 14 Mart’lara diyerek sizleri kutluyorum. "Beni Türk Hekimlerine Emanet Ediniz" diyen büyük ATATÜRK’ü ve şehitlerimizi rahmetle anarak, Türk hekimine başarılar diliyorum.

Telif Hakkı © 2009 Türk Parlamenterler Birliği
Tüm hakları saklıdır.Tasarım Comarge.com
.